Siluetsiz Yalancı

    Paylaş
    avatar
    Siluetsiz_YaLancı
    Öznesiz Kaldı Kadersiz Yüklemim
    Öznesiz Kaldı Kadersiz Yüklemim

    Mesaj Sayısı : 204
    Kayıt tarihi : 08/04/09
    Yaş : 27
    Nerden : Vücud İkliminden
    Başarı Puanı : 15
    Rep Gücü : 401
    Ruh Hali : 6
    Takımı : 4

    Siluetsiz Yalancı

    Mesaj tarafından Siluetsiz_YaLancı Bir Cuma Nis. 17, 2009 4:11 pm

    Mavinin düşünülüp
    kırmızının konuşulduğu bir hayaletler şehrinde ben umut dolu günlerime
    uzun bir yolculuk yaparken sen umutsuz renksiz ve bedensiz bir yağmur
    damlası gibi düşünmeye devam ederdin. Anlaşılmamak ne garip tat da imiş
    meğer. Uzun hayaller dar duygular kısa bakışlar siluetsiz yalanlar ve
    sen. Ey adına yandığım kahrolası yabancı.

    Sessizlik
    o kadar acı verdi ki duygularım ellerimde ve dudaklarımda gizlendi. Göz
    yaşlarım acımı anlatmaya yetmedi artık ağlamıyorum sana an kıymetli
    yerimle özetleyip verdim tüm duygularımın yaşlı bir orman ağacına. Oysa
    ne kadar da güzeldi soğuk ne kadar da hoş kokuyordu sessizlik. Uzun
    ışıkların gölgelerine sığınırdık ne kadar da sessizdik ne kadar da
    yasaktık ve ne kadar da utanıyorduk küskün gecelerden. Oysa ki geceler
    bile senden yanaydı. Ey şehri uyutup zehir içiren yolcu.

    Sahte
    güneşin donmuş kırlangıç yavrusunu sevindirdiği günlerin özlemindeyim
    artık ve de bir şarkının son notası özetinde hani o verdiğimiz sözler
    var ya bülbül-i ceyd-a kesilirdi kulaklarımda sen yokken. Belki taşları
    belki hisleri belki de kokunu şahit tuttun uzaklardaki kadına. Kim
    bilir belki de hüznünü gizledin göğsünde kim bilir belki de duygularını
    gizledin dudaklarına belki de bir sirk hayvanı çaresizliği içindeydin
    kim bilir.Bir bedenin öldüğü yerde bir ruhun dirilmesi neye yarar?
    adını söyleyemediğim söyleyebilecek misin sen? Ve ben ızdırap dolu
    günlerle doldum taştım kor bir ateş sana dokunmaz bana dokunduğu kadar
    ve sen tatmadın bunu ve sen anlamadın bunu. Ey ızdırap kokulu kahin.

    Çok
    uzun zaman geçmedi yollar arasına sıkışmış ince bir çizgi gibi
    kokuyorum yalnızım sensizim ve ben sana diyemedim. Masum bir kaç damla
    göz yaşı bir kaç satır yazı isimsiz bir künye gecelere asılı duran
    yaşlı ve yorgun bir ağaç dekorsuzca ve poz almadan duran bir yalan
    kokladığım bir anahtarlık kaldı senden geriye kalan. Ve de benim
    eklediğim bir çiçek seni hatırlatan aşkımızı hatırlatan ve de masamda
    aşkın gözyaşları kaldı aşkın gözyaşları. Adın gece olsun adın karanlık
    olsun adın yalan olsun be yağmur yüreklim hatta ve hatta haziran olsun.
    *****ce ezilmişliğin tadında olsam da gündüzler yeter bana sahte
    gecelerine inatseni sevdim sevmeyi ben istedim ölesiye yapabildiğim tek
    şey bu zaten. Şimdi ise artık O istiyor o kadar çok sevdim ki şimdi ise
    ne seni senin beni sevmen nede bana geri gelmen ilgilendirmiyor artık
    beni şimdi ne sana nede bir başkasına sadece içimdeki sana mahkum oldum
    adım eylül oldu adım tadın oldu. Ve de gittin ardına bile bakmadan adım
    sonbahar oldu sonrası ise bir hiç Ey siluetsiz yalancı.

    Sevda
    ne renkti o günlerde ? sen siyahı ben beyazı yaza durdum unutulan
    kapıların anahtarını verdim çok şey istedim senden belki yaparsın diye
    belki ümit edersin diye oysa hiçbir şey vermedin bana birkaç damla
    sahte gözyaşı ve bir yığın yalandan başka onları da ben istemedim zaten
    zaten istenilmeyen şeyleri verdin körelmiş ve isimsiz imzalara saldın
    beni dilenci tadında sattın asaletini sen bırakıp giderken beni
    yağmurlu bir günde tek kaldım. Anlayacağın bir başımlaydım ve ben
    haykırırdım arkandan o yasak meyvenin tadını. İstedin ki kollarından
    tutup götüreyim seni adım atılmamış sahillere Ey sevgiyi ve sevgiliyi
    oyalayan hüzün.
    Bitişe kaç cümle sığdırabilirsin uykumu uykuna
    verdim silinmiş pencerelerin buğusuna adadın beni sahtece ama ustaca
    riyaca ama acıyla saldın beni derin karanlıklara. İlaca hasret hasta
    tadındayım. Gel diyemiyorum. Öylesine yoruldum ki çıkmaz sokak
    başlarında yığıldım ve ben derbederim yalanlarına yenilmişliğin hüznü
    öldürdü beni. Ey yeniçerileri ayaklandıran asi.

    Her
    umudumu söndürdün seher vakitlerinde belki seçilmişti satılmışlığım
    ruhunda ölmeyi isterdim. Gün bitiminin başlangıcında teslim ettim
    sevdamı kör bir dilenciye bilmem nasıl vereceksin hesabını
    ödenmemişliğin. Oysaki sen benim O' na olan ödeyemediğim borcumdun. Ey
    geceleri ürperten sesin sahibi.

    En
    acımasız saatlerde ağlamışlığımı nasıl da sattın mahşeri yalnızlıklara.
    Yağmurun düştüğü topraklar şahidin olsun senin her akşam sensizliğin
    mihverinde olsam da ben gece güneş doğmaz be yağmur yüreklim doğmaz be
    siluetsiz yalancı adını boğazıma tadını dudaklarıma hislerimi yorgun
    bir dervişe adadım seni senden habersizce sevdim ve ağladım. Bilemedin
    işte .bilseydin. ah bir bilebilseydin. Ey küçük gönlüne gözleri
    hapseden zavallı.

    Renksiz
    nehirlere savurdun bütün duygularımı sen sana ait olmayan duygularını
    sattın Sen sana ait olmayan duygularına yenildin kendini senin olmayana
    verdin hem de ölesiye acı duyarken. Ey adını yitiren insan. Bana
    insansızlığını verdin ve ben senin her anına birkaç damla gözyaşı
    verdim çirkinsizce çizdin sevda resimlerini dedim ya ey yağmur yürekli
    ey toprak kokulu yar senin için sebepli sebepsiz akmaya hazır bir kaç
    damla göz yaşı olsun namusun.o gözyaşlarını bilmem ne zamana kadar
    hatırlayacaksın. Bilmem ki senin mi bana ihtiyacın var yoksa ben miyim
    senin sevgilin? Ey mavileri siyaha boyayan kabus.

    Gözler
    yalan söylemezdi hani tadı hep aynıydı gözyaşlarının hani adını çıkar
    artık karanlıklardan ey siluetsiz yalancı. Tutulan bir yeminin
    sevincindesin artık ıslak eller dalınan gözler isim yazılan dudaklar ve
    pembemsi utançlar ve korkak bir asalet kaldı hayallerde. Ve de aşkımın
    tadında kalan yaşlı bir ağaç sevgini bırak bir kenara en güzel aşkı
    meğer bir yalan söylermiş. Ey karanlıkları aldatan kadın.

    Çiçekli
    dallarıma çiğ düşürdünanlamsız imsak vakitlerinde yorgun ve asil
    duygularımın gizemine sığındın vahşice.bilemediğin tatlara yenildin sen
    körpe duygularımı incittin ezan saatlerinde bunu bir ben bilirim birde
    yaşlı ağacımız dikenlerini gül bahçeme saldın ey vefasız ince ince
    sızlattın damarlarımı saatlerini gizledin saniyelerime. Sen
    korkularınla baş başa kalırken ben sevdayı sevdim ben köşe başında
    annesiz çocuklara ağlarken sen yerdeki dilenci kağıtlarına bakarak
    güldün ben Filistinli bir çocuk ürpertisinde iken sen adı bilinmeyen
    bir ülkenin hayaline daldın yüreğimdeki isyanı bastırdın ustaca asice
    hunharca. Ne dediğine değil ne demek istediğine bakmalıydım o zamanlar
    . Unutma aynaya bakmak cesaret ister. Ey adını bilmeden sevdiğim.

    Kayan
    her yıldıza haykır ismimi yandım biliyorsun. yol uzun biliyorsun
    özleyeceğim seni onu da biliyorsun. ama sen unutmuşsun sevdamın sesini
    ne kadar da boşmuş meğer tüm boşluklar aşk yalan söyletmez be yağmur
    yürekli rotasız bir gemiyi saldın uçsuz bucaksız denizlere sevincini
    bırak bir kenara azıksız bir sevdan olsun kendi yüreğinle baş başa
    kalacağın. Ve bil ki ben hep beklediğim o yerde olacağım. Sen ise
    gelmeyeceksin biliyorum ama ben yine orda olacağım. Ey duygularını
    yitiren tanrıça.

    Haykıracak
    gücümü renkli yalanlarınla mahşere sakladım bir gitar sesi bir araba
    sireni ve bir de sigara dumanı olsun Azrail' in aşk dilenmiyorum senden
    artık. Sensizliği ve sevgini bir türkünün en dramatik en gamlı ezgisine
    bağladım. Gülüşünü bir arap atının siyah yelesine yalnızlığımı yavru
    bir akbabanın kan kokan kanadına kendimi ise bir çocuğun gülüşüne
    bağladım ve seni anlatabilmenin özünü de duaların ürpertisine gizledim.
    Usulca. Seni artık sensiz severken yağmurun dindiği günü bekleyeceğim.
    Ey ruhunu yitiren gömü.

    Değişen
    ne mi kaldı? sensizliğin bekaretinde iken ben her gece yarılarında
    üzüntümün özünü satılığa çıkardım çürük bir tahtaya davranır gibi
    bakakalırdım gökyüzüne saatlerce her yıldıza seni adardım ve sonra
    annemin duası gelirdi aklıma dönerdim kıbleye ve usulca çiselerdim
    yanaklarımı sevmek ölmektir ölmek yok olmak yok olmak ta aşk der ve
    ağlardım. Ey rüyalarına sığındığım kalpsiz.

    Ve
    sonra son sigaramı içer; destursuzca savururdum dumanlarımı sonra
    sensizliğimin içine sessizlikle birlikte seni doldurur uzanırdım
    lacivert kokulu yatağıma uzun bir sabah ezanının ürperten ihtişamıyla
    senden ayrılır ve dalarım güneş şahit olup ta bir çıngırak sesi duyana
    kadar sen rahat uyu sessiz ve de sakin ol tıpkı tıpkı karlı çam
    ağaçlarının gizeminden kurtulana kadar sana dualarımı gönderiyorum
    kiminle ve nerede olursan ol bu senin hep yanında olacak unutmayacağım
    seni zihnime kazıdığım dualarınla nice kem ruhlu yıllara. Ey
    ayrılıkları tadacak olan bedduam.
    Gözlerin beni göstereceği zamana kadar bakıp ta göremeyesin
    Ayrılığı yaşayan hep sen olasıntıpkı ardına bıraktığın bir yalan gibi
    Hiçbir zaman söz verdiklerinle olamayasın
    Bana yaptığın her şeyin en ucuzuna sadık
    Tuzlu bir yağmur damlasına ise hasret kalasın.
    Dağıttığın parçaları toplayasın son sal'a ömrüne kadar
    Ey gizemli köşkün siyah perisi Acınacak hale gelmeden acımayasın
    Yüreğinin yanında olsun her zaman siluetsiz yalanların
    Bir şarkı tadında kalasın tüm kandil akşamlarında
    İsimsiz vadilere yenik düşesin her daim
    Zifiri karanlıklar ve kötü günler yoldaşın olsun.
    Ne diyeyim mahşerde görüşene dek amansız ve zamansızca kalasın. (Amin)
    Ki aşk vefa ve cesaret ister . Hiçbir zaman unutma ki körler de ağlar.
    EY SİLUETSİZ YALANCI


    _________________

      Forum Saati Cuma Ekim 19, 2018 10:00 pm